9 Haziran 2013 Pazar

İngilizcede Kullanılan Ünlemler

     
    Sayın okurlar, İngilizcede günlük hayatta en çok kullanılan ünlemlerin bir karmasını yapıp sizlere sunuyoruz. Cümle kurduğunuzda konuşmanıza zenginlik katacağını düşündüğümüz bu ünlemleri, yabancı dizi ve filmler izlerken öğrenmeniz de mümkün. Böylelikle kalıcı bir öğrenme sağlamış olursunuz.

Sitemize desteğinizi esirgemeyiniz.İyi Öğrenmeler Dilerim.

Ah: Aa!

Alas: Eyvah! / Yazık!

Attaboy: Aferin sana!

Bah: Tu!

Blast!: Allah kahretsin!

Bravo: Aferin!

Bye-bye: Allaha ısmarladık. / Hoşça kal!

Eh: Değil mi?

Encore: Bravo!

Farewell: Elveda!

Old Fellow: Azizim.

Fiddle! : Hay Allah!

Gee: Allah Allah!

Gee: Deh!

Goddamn: Kahrolsun!

Godspeed: Allah yardımcın olsun! / İyi yolculuklar!

Golly: Hay Allah!

By golly!: Vallahi!

Good-by: Allaha ısmarladık!

Good-bye: Allaha ısmarladık!

Gosh: Hay Allah!

Heck: Kahrolası!

Hello: Merhaba.

Hey: Hey!

Hi: Merhaba! İng. Hey!

Hooray: Yaşa!

Huh: 1. Ne? 2. Ne olacak, ...! (Küçümseme belirtir.).

Hum: Hımm. (Düşündürücü bir durumla karşılaşınca söylenir.).

Humph: Hıh! (Bir şeyin/birinin hiç beğenilmediğini belirtir.) 2. Hım! (Kuşku belirtir.)

Hurrah: Yaşa!

Hurray: Yaşa!

Jesus! : Allah Allah!

Man:  Bir erkeğe hitap ederken bir sözü vurgulamak için.

Oh: Ay! Korku/şaşkınlık belirtir.). 2. Ay!/Ah!/Of! (Ağrı/acı belirtir.). 3. Ah! (Pişmanlık/özlem belirtir.). 4. Oh!/O! (Beğenme/sevinç/hayranlık belirtir.). 5. Of!/Öf! (Kızgınlık/hoşnutsuzluk belirtir.). 6. Birine seslenirken kullanılır: Oh, waiter! Will you bring us the bill? Garson, bize hesabı getirir misin?

O: Ey! O poet! Ey şair!

Oho: Ooo! (Biraz şaşırtıcı bir haber ilk kez öğrenildiğinde söylenir.)

Oops: Ay!

Ouch: Ah!/Of!/Aman!

Pew: Of!/Öf! (Nefret/tiksinme belirtir.)

Shoo: Defol! / Kışt! / Hoşt! / Pist!

Ta: Sağ ol!

Tut: Bir şeyin onaylanmadığını vurgulamak için söylenir:
Tut, tut, you shouldn´t be reading other people´s mail! A, başkalarının mektuplarını okumamalısın böyle!

Ugh: Of!/Öf! (Nefret / tiksinme belirtir.)

Viva: Yaşa! / Çok yaşa!

Well: Pekâlâ! Ya! / Hayret! / Olur şey değil! / Sahi! / Eh! / Haydi!

Well, well!: Vah vah!/Aman efendim!/Hayret!

Whew: Of!/Aman! (Rahatsızlık belirtir.) 2. Rahatlayınca söylenir: Oh! 3. Şaşkınlık belirtir: Hayret!/Uf be!

Whoa: Dur!/Çüş! (Binek hayvanını durdurmak için söylenir.)

Wow: Harika! (Hayranlık belirtir.). 2. Vay!/Hayret bir şey!/Vay anasını!(Hayret belirtir.)

Yea: Yaşa!

Yipe: Ay! Of!

Yippee: Ah ne güzel! Ah, ne iyi! / Yaşasın! (Sevinince söylenir.).

Yoo-hoo: Hey! Buraya bak!

www.ingilizcetube.blogspot.com
İngilizcede Kullanılan Ünlemler

Bir Öğrencinin İngilizce Öğrenme Yöntemleri

       
       İngilizce öğrenmek için başkasının yaptığı bir programa göre hareket etmek yerine; zevklerinize, zamanınıza, ihtiyacınız olan kelimelere (turizmci ile bankacının kullandığı kelimeler farklılık gösterecektir) ve öğrenme biçiminize göre şekillendirmeniz sizlerin daha hedefe yönelik bir başarı elde etmenizi sağlayacaktır. Kendisine uygun bir program hazırlayan bir öğrencinin uyguladığı yolları sizlerle paylaşmak istiyoruz. Size fikir edinmesi için yazıyı okumaya devam edin… 

       4 ay boyunca üniversitede haftada 3 gün gramer ağırlıklı İngilizce kursuna gittim. Bunun yanında “English Grammar Today” kitabından kendim de çalışarak ayrıca deftere, işlediğim konuları tekrardan baktığımda hatırlayabileceğim temel örneklerle kuralları not aldım. Ancak bu deftere hatırlamak amacıyla neredeyse hiç bakmadım diyebilirim. Çünkü gramer çalışırken aynı zamanda Penguin Readers kitaplarından okumaya başladım.

      Level 1’den başlayıp günde 15 sayfa hedefiyle yola çıktım. Okurken fosforlu kalemle de parça içindeki gramerleri yakalayıp çiziyordum; işlediklerimi görüp pekiştiriyordum, böylece öğrendiklerim havada kalmıyordu.

 İngilizce Öğrenme Yöntemleri
      Level 1 - 2 - 3’ten 3’er kitap okuyunca gramer zaten bitmişti. Sonrasında 4. ve 5. seviyeden 3’er tane kitap okudum ve fazlasıyla zevkli bir şekilde hem konuları görüp pekiştirdim, hem okuduğumu anlama konusunda ilerledim hem de kelime haznemi geliştirdim. Yani kurs haricinde günde 2 saatimi daha ayırdım diyebilirim. Bu 2 saat haricinde kafa dinlemek için de Dexter dizisine başlayıp ilk 4 sezon İngilizce altyazılı sonrasında ise altyazısız olarak izledim.

      
       Küçük cep defterime ilginç gelen bilmediğim kelimelerden oluşan kalıpları not aldım. Ancak bunu sırf İngilizce için değil kafa dağıtmak için yaptım.

      Kısacası 6 ay önce A1 seviyesi iken (Beginner) şuan için B1 seviyesini (Pre Intermediate) tamamıyla bitirdiğimi, hatta Upper İntermediate (Speaking hariç) olduğumu bile söyleyebilirim.

      Günde 10 saat yerine 2 saat düzenli bir şekilde hem de çalışmayı zevkli hale getirirseniz daha kalıcı olacaktır. Önemli olan tüm bunları zevkle ve isteyerek yapmalısınız. Bir zorunluluk ya da dayatma olarak görürseniz İngilizce öğrenmek size oldukça zor gelecektir.

      İnternet bilgi hazinesi ancak gereksiz ve emek verilmeden yapılan eğitim setleri, videoları da oldukça fazla. İşte ben de bu siteyi kaliteli İngilizce içerikleri ( Video, mp3, görsel vb.) bir araya toplamak için kurdum. Sizlerin de desteğiyle; gerçek İngilizce bilgiler içeren, yerli ve yabancı İngilizce hocalarının derslerine yer vermeye devam edeceğim.

İyi Öğrenmeler Dilerim!
www.ingilizcetube.blogspot.com

8 Haziran 2013 Cumartesi

22. Must - (-meli-malı) Mecburiyet Cümlesi


2. Seviye Videolar »
22. Must - (-meli-malı) Mecburiyet Cümlesi

NOT: "must" ve "have to" genel anlamda birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Ancak aralarındakiince fark; örneklerde olduğu gibi;
I must go. ( Ben gitmeliyim, benden kaynaklı bir mecburiyet.)
I have to go. ( Başkası gitmemi istiyor, dışarıdan gelen bir mecburiyet) 



I must learn English.

You must stop at the red light.

We must wait at the red light.

They must work 10 hours a day.

He must wear uniform.

She must pass the exam.

It must drink milk.

My son must learn how to drive.

You must be patient.

We must pay the bills.

Men must join the army.

We must stop.
We mustn't stop.
Must we stop?
Mustn't we stop?

 - Yes, we must.
 - No, we mustn't.

Must ile ilgili Detaylı Bilgiler:

Must 1: yardımcı fiil.
1. Şart belirtir:
You must do it. Onu yapman şart.

2. Gereklilik belirtir:
You must do it. Onu yapman lazım.

3. Kuvvetli bir tahmin belirtir:
You must be freezing. Dondun herhalde. Ertuğrul must have done it. Herhalde Ertuğrul yaptı./Ertuğrul yaptı demek.

4. Kızgınlık / yakınma / istihza belirtir:
Despite being warned she must go and try it. İhtar edilmesine rağmen yine de gidip onu denedi.

5. Kararlılık belirtir:
If you must go, do so after the children have gone to bed. Gitmeyi kafana koydunsa bari çocuklar yattıktan sonra git.

6. -meli, -malı:
You must come to see us. Bizi ziyaret etmelisin. Konuşma dili şart, zaruri bir şey: In the summer a mosquito net is a must. Yazın cibinlik şart.
    Must - Özkan Çelen Videoları


21. Should - (-meli-malı) Tavsiye Cümle Yapısı


2. Seviye Videolar »
21. Should - (-meli-malı) Tavsiye Cümle Yapısı

Özkan Çelen Videolarından...



Should: yardımcı fiil 
1. Manevi zorunluluk gösterir: 
I think I should go. Gitsem iyi olur galiba. 
Why shouldn´t I go? Niçin gitmeyeyim. 
You should apologize. Özür dilemelisin. 
You should have said “No!” “Hayır!” demeliydin. 
How should she have known he was a rogue? Serseri olduğunu ne bilsindi. 

2. İhtimal bildirir:
The weather should be nice. Herhalde hava güzel olur. 
She should easily get that prize. O ödülü kolaylıkla kazanması lazım.

3. Bazı şartlı cümlelerde kullanılır:
You can use the house should the weather turn bad. Hava bozarsa evden yararlanabilirsiniz.
If I were a polite person I should invite you to stay for dinner. Nazik bir kişi olsaydım akşam yemeğine buyurun derdim.
If he were here now I´d kill him. Şimdi karşımda olsa öldürürdüm.

4. Şaşkınlık belirtir:
At that moment who should telephone but Hikmet himself!
O an kim telefon etse beğenirsin? Hikmet´in ta kendisi!

5. Gelecek zamanı göstermek için kullanılır:
He said he should go. Gideceğini söyledi.

6. Olumluyken olumsuz bir anlam gösterir:
She should worry, with her good looks! O güzelliğiyle endişe etmesine hiç gerek yok aslında!


I should drink fruit  juice.

You should stay in bed.

We should eat meat.

They should live in Elazığ.

He should buy the red car.

She should tahe an Aspirin.

It should sleep everyday.

Ali should go home.

My son should study on medicine.

People should understand each other.

+       Ali should eat tomato.
-        Ali shouldn't eat tomato.
+?     Should Ali eat tomato?
-?      Shouldn't Ali eat tomato?
            Yes, he should.
            No, he shouldn't.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
Yandex.Metrica