TAKE İLE BAŞLAYAN KELİMELER Vol.2
Take kelimesinin İngilizcede oldukça yaygın bir kullanımı bulunduğundan sizin için bir Vol. Serisi hazırlamak istedim. İhtiyacınız olan kelimeleri bulup öğrenmeye başlayabilirsiniz.
Öncelikle şunu hatırlatmakta
fayda var. İlgi alanınız veya çalıştığınız iş gibi ihtiyacınız olan kelimeleri
ayıklayıp öğrenmeniz, sizin adınıza hem kolay olacak hem de kullanmayacağınızı
düşündüğünüz kelimeleri eleyerek hedefe yönelik bir çalışma yapmış olacaksınız.
Vol.1 için tıklayın.
take 2:
i. 1. sin. Çekim. 2. (para olarak) hâsılat. 3. k. dili (hırsızların çalarak
elde ettiği) kazanç.
take a bite of s.t.: bir şeyden bir lokma ısırmak, bir şeyden bir ısırık
almak.
take a break: mola vermek.
take a chance: riske girmek; rizikoyu göze almak.
take a chance on: (riskli
bile olsa) -i denemek.
take a devious route: arka yollardan dolanarak gitmek; dolana dolana
gelmek.
take a dim view of: -i doğru bulmamak.
take a dislike to: -den soğumak.
take a fancy to: -den hoşlanmak.
take a gander at: k. dili -e bir göz atmak, -e bir bakmak.
take a hard line with: -e sert davranmak.
take a heavy toll: (of) (bir şey) (-e) çok zarar vermek; büyük
bir kayba sebep olmak: This last campaign´s taken a heavy toll of our men. Bu
son seferde çok adam kaybettik.
take a hint: dolaylı bir sözden anlam çıkarıp ona göre hareket etmek.
take a joke: şaka kaldırmak, şakaya gelmek.
take a journey: yolculuk etmek.
take a leaf out of s.o.´s book: birini örnek almak, birinin izinden yürümek.
take a liking to: -den hoşlanmaya başlamak.
take a load off one´s mind: endişesini gidermek.
take a look at: -e bir göz atmak, -e bir bakmak.
take a picture: fotoğraf çekmek.
take a piss: Kaba işemek.
take a place by storm: ask. Şiddetli bir hücum yaparak bir yeri
almak/ele geçirmek.
take a place by surprise: beklenmedik bir saldırı/baskın ile bir yeri
ele geçirmek.
take a powder: argo toz olmak, tüymek.
take a punch at: k. dili -e bir yumruk atmak.
take a rain check: 1. kötü hava şartlarından dolayı (birinin
davetini kabul etmeyince) daha ileri bir tarihte tekrar davet edilmek istemek.
2. iptal edilmiş bir maç, konser v.b.´nin daha ileri bir tarihteki tekrarı için
verilen bileti almak.
take a seat: oturmak.
take a shine to: k. dili (birinden) hoşlanmak.
take a shot at: -e (bir el) ateş etmek.
take a shot at: 1. (tüfekle) -e bir el ateş etmek. 2. k. dili -i bir denemek.
take a shower: duş yapmak/almak.
take a sounding: iskandil etmek.
take a stand: bir görüşü benimseyip savunmak.
take a stand: durum almak, (bir olay karşısında) belirli bir tavır almak.
take a swing at: k. dili (birine) bir yumruk savurmak.
take a swipe at: 1. (birine) (sözle) çatmak. 2. (birine) yumruk savurmak; (bir
şeyi) -e doğru şöyle bir sallamak.
take a trip: 1. yolculuk etmek, seyahat etmek. 2. argo uyuşturucu madde
kullanmak.
take a turn for the better/worse: (-in) durumu iyiye/kötüye doğru gitmeye
başlamak.
take a turn for the worse: (işler) kötüye gitmeye başlamak, kötü olmak,
kötüleşmek; (hasta) kötüleşmek.
take a vacation: tatil yapmak.
take a vote: oylama yapmak.
take a vote of confidence: güvenoyu için oylama yapmak.
take a vow to do s.t.: bak. make a vow to do s.t. take vows rahibe
olmak.
take a walk: yürüyüş yapmak, gezmek: Let´s take a walk. Yürüyüşe çıkalım.
take action: bir harekette bulunmak.
take advantage of: 1. (birini) istismar etmek, (birinin)
zaafından faydalanmak. 2. (bir şeyden) faydalanmak, istifade etmek.
take advantage of: 1. -den faydalanmak/yararlanmak/istifade
etmek. 2. (birini) istismar etmek, (birinin) iyi niyetini kötüye kullanmak.
take after: (fiziki olarak) (birine) benzemek; (biri) gibi davranmak.
take aim:
nişan almak.
take along: yanına almak, beraberinde götürmek.
take an examination: (in) -den imtihan olmak; imtihana girmek.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder